Ana Sayfa
Üniteler
Çözümlü ÖSS-LYS
Atatürk Köşesi
Biyoloji Sözlüğü
Rehberlik
Proje
Yazılı Soruları
Deneme Sınavları
ÖSS Soruları
YGS Soruları
LYS Soruları
Üniversitelerimiz
Hakkımızda
İletişim
Ziyaretçi Defteri
 
 
Atatürk Köşesi

ATATÜRK VE BİLİM

       Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

       Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

 

ÇANKAYA DÜŞÜNÜRÜ

Mustafa Kemal’in en önemli özelliklerinden birisi hayatı boyunca bilim ve akılcı düşünceye önem vermesi, çok okuması ve araştırıcı bir yapıya sahip olmasıdır. Gazi Mustafa Kemal "İnsanların hayatına, faaliyetine hakim olan kuvvet yaratma ve icat kabiliyetidir" diyerek icat yapmanın ne kadar önemli olduğuna işaret etmiştir. Atatürk’ün özellikle tarih ve dil konusunda bir akademisyen gibi araştırmalar yapması ve tarihçileri "Belgelere dayanınız" diyerek uyarması ve "Biz daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız’’ diyerek yol göstermesi onun ne kadar objektif ve akılcı bir düşünce yapısında olduğunu gösterir.

       O, Türk Tarih Kurultayı’na gönderilen bildirileri bir akademisyen gibi incelemiş ve üzerlerine notlar düşmüştür. Atatürk’ün sofrası da bir bilim akademisi özelliğini korumuş, sofrada bulunan kara tahtada dil ve tarih sorunlarına çözümler üretilmiştir. Atatürk, " Türk Tarihinin Ana Hatları " kitabı yazılırken tartışmalar yaptığı bilim adamlarına " Sizlerle yaptığım bu ilmi konuşmalar benim ruhumun gıdasıdır." diyebilen bir insandır. O nedenle Herbert Melzig, Atatürk’e " Çankaya Düşünürü " demiştir. Atatürk’ün önemli bir düşünce adamı olduğu çoğu zaman gözden kaçmıştır.

Get Adobe Flash player

Get Adobe Flash player


Biyolojisitesi.net / © 2009